Tezgahtan sofraya derin yoksulluk

  • 09:01 6 Mayıs 2024
  • Emek/Ekonomi
 
Öznur Değer
 
MÊRDÎN - Haftalık pazar alışverişinde ihtiyaçlarını alamadan eve dönen kadınlar, fiyatların artışından şikayetçi. Kadınlar mevcut tabloyu “Fakirler ölüyor, zenginler ise daha zengin oluyor” sözleriyle değerlendirdi. 
 
Türkiye'de milyonlarca insan açlık sınırının altında yaşamını sürdürüyor. Çocukların yeterince beslenemediği, kadınların istihdam edilemediği, 7’den 70’e yurttaşların yokluk içinde varlığını sürdürmeye çalıştığı ülkede tablo giderek ağırlaşırken, en temel ihtiyaçlar dahi karşılanmıyor. Derin yoksulluğun yaşandığı söz konusu koşulların en büyük nedenlerinden biri de iktidarın sürdürdüğü savaş politikaları. Savaş ve baskı politikalarındaki ısrar, hem ölüme hem de açlığa mahkum ediyor. 
 
Kurdistan’da varlık içinde yoksulluk!
 
Ülke genelinde derin bir ekonomik kriz yaşanırken, Kurdistan’da ise yürütülen özel savaş politikalarının da etkisiyle toplum açlığa ve varlık içinde yoksulluğa sürükleniyor. Kurdistan’ın temel geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılığın savaş politikaları sonucunda işlevsizleştirilmesi, "topraksızlaştırma" ve "insansızlaştırma" politikaları sonucunda toprağın işlenemez ve işletilemez hale getirilmesi izlenen temel politikalardan.
 
Tarım ve hayvancılık kenti
 
Askeri operasyonların sık yapıldığı ve özel savaş politikalarının merkezlerinden biri olan Mêrdîn de ekonomik krizin yarattığı yoksulluktan nasibini alan kentlerden. Tarım ve hayvancılık kenti olan Mêrdîn’in en büyük en büyük ilçesi Qoser’de (Kızıltepe) tablo yoksulluğun boyutlarını yansıtıyor. Resmi nüfusu 271 bin 307 olan ancak mülteci ve sığınmacıların yoğun yaşadığı ilçelerden biri olması nedeniyle nüfusu 300 binin üzerinde olan Qoser’de yurttaşların büyük oranı açlık sınırının altında olan asgari ücretin de altında çalışıyor. Çoğu yurttaşın ay sonunu getiremediği, karın tokluğuna çalıştığı ve kirasını dahi destek almadan ödeyemediği ilçede çocuklar da yeterince beslenemiyor.
 
Etiketler yarım kiloya çevrildi 
 
Kent ekonomisinin göstergesi olan pazar alanında meyve ve sebze etiketlerinde artık kilogram yerine "yarım kiloluk" fiyatın yazılması yoksulluğun geldiği noktayı gözler önüne seriyor. Ekonomik krizden en çok etkilenen kesimi oluşturan kadınlara, yoksulluğun resmini yansıtan pazarda mikrofon uzatarak nasıl geçindiklerini ve pazardan neleri alıp neleri alamadan döndüklerini sorduk.
 
Pazara 300 TL ile geldim ama bir kilo asma yaprağı 150 TL
 
Makbule Önder (63): Her şey çok pahalı. Eşimin maaşıyla geçinmeye çalışıyoruz. Aylık bin TL ile geçinmeye çalışıyoruz. Bin TL para mıdır? Pazara getirsem bir şey alamadan bitecek. Maaşımız yok, bir şeyimiz yok. Eşim de çalışmıyor. Pazara geldim ama bir şey alamıyorum. Pazara 300 TL ile geldim ama bu parayla ne alabilirim ki? Bir kilo asma yaprağı 150 TL. Ne alacağım ne alamayacağım? Hiçbir şey almaya para yetmiyor. İhtiyaçlarımız çok fazla ama bunları alacak para yok. Zamlar durdurulsun, fiyatlar insin. İnsanlar perişan oldular, hiçbir şey alamıyorlar. Değişim lazım. Her gün zamlarla uyanıyoruz. Halkın artık düşünülmesi gerekiyor. Şeker hastasıyım, tansiyon hastasıyım iğnelere ilaçlara 48 bin TL ödemek zorunda kalıyorum. Bunu nasıl ödeyeceğim?
 
Meyve alamıyoruz 
 
Selwa Omer (48): Her şey çok pahalı, hiçbir şey alınmıyor. 500-600 TL ile pazara geliyoruz ama doğru düzgün bir şey alamıyoruz. Aldıklarımız birkaç günlük yemek ihtiyacımızı giderebiliyor sadece. 500 TL, ancak akşam yemeğine yetiyor. Paramız yetmediği için  temel ihtiyaçları alabiliyoruz sadece. Meyve alamıyoruz. Fiyatların düşmesi gerekiyor. Geçinemiyoruz. Evde 10 kişi yaşıyoruz ancak çocuklara bir meyve alamıyoruz.
 
Kırmızı eti yılda bir defa Kurban Bayramı’nda yiyebiliyoruz
 
Şükriye Ballıbey (52): 500 TL ile pazara geldim daha hiçbir şey alamadan 250 TL gitti. Domates, biber gibi temel gıdalar alabildim sadece. Ayda 10 bin TL maaş ile 3 kişi geçinmeye çalışıyoruz. Et alamıyoruz. Kırmızı eti yılda bir defa Kurban Bayramı'nda yiyebiliyoruz. Tavuğu ise iki ayda bir alabiliyoruz. Fiyatların düşmesini istiyoruz.   
 
Fakirler ölüyor, zenginler ise daha zengin oluyor
 
Münevver Yusuf (54): Pazara 500 TL ile geldim. Et, soğan, patates ve domates aldım, bir kuruşum kalmadı. Çilek, salatalık alamadım. Bir yıldır kırmızı et yiyemiyoruz, tavuk eti yiyoruz. Ayda bin 200 TL maaş alıyorum. 4 kişi bu parayla ayı geçirmeye çalışıyoruz. Kardeşlerim bana destek oluyor. Fiyatların ucuzlaması gerekiyor. Fakirler ölüyor, zenginler ise daha zengin oluyor.
 
3 bin TL yaşlılık maaşı alıyorum 3 bin 500 TL kira ödüyoruz
 
İsmini paylaşmak istemeyen bir yurttaş: Bir kilo elma, birkaç tane yeni dünya ve biraz da biber aldım 70 TL tuttu. Param bitti. Geçinemiyoruz. Geçim ve gelir diye bir şey yok. Ayda 3 bin TL yaşlılık maaşı alıyorum ama hiçbir şeye yetmiyor. Ayda 3 bin 500 TL kira ödüyorum. Hükümetin bize destek olması lazım. Maaşımızı artırmaları lazım.   
 
Her şey bedava!
 
Bedia Ertaş: Her şey bedava! Kayısının kilosu 50 TL. Domates 25, biber 40 TL. Bunlar bedava. Yoksul insanlar ölsünler mi? 500 TL ile pazara geliyorum en acil ihtiyaçları alıp gidiyorum. Et, meyve alamıyorum. Domates, biber, patlıcan, soğan, patates gibi temel sebzeler alıyorum. Geçim çok zor.  
 
6 kişi 15 bin TL maaşla geçinmeye çalışıyoruz
 
Esma Ok: Pazara bin TL ile geliyorum ama yine de istediğim her şeyi alamıyorum. Her şey çok pahalı. Doğru dürüst meyve alamıyoruz. Ekonomiden memnun değiliz. Her şey çok pahalı, hiçbir şey alınmıyor. Zamların durmasını istiyoruz. 4 bin TL ev kirası ödüyoruz. 6 kişi 15 bin TL maaşla geçinmeye çalışıyoruz.