Ararat’ın bin yıllık suskunluğunu bozan asi kızın ardından 24 yıl

  • 09:02 16 Haziran 2022
  • Portre
 
Zelal Tunç
 
AĞRI - “Beynimi, yüreğimi ve bedenimi 8 Mart’tan 21 Mart’a ulaşan ateşten bir köprü yapmak istiyorum” diyerek bedenini ateşe veren Sema Yüce’nin yaşamını yitirişinin üzerinden 24 yıl geçti. Kızını ve mücadelesini büyük bir direniş ezgisine dönüştüren Zennure Yüce, “Kızımla gurur duyuyorum. Son nefesime kadar onun mücadelesine bağlı kalacağım” diyor. 
 
Ararat’ın bin yıllardan bu yana suskun volkanlarından kopan bir ateş topu misali “Ararat’ın isyan kızı” Sema Yüce’nin ölümünün 24’üncü yıl dönümü olan 17 Haziran 1998 tarihi Kürt kadın mücadelesinde bir milat oldu. Kürt halkına yönelik imha, inkar ve asimilasyon politikalarına karşı Çanakkale Cezaevi’nde 1998 yılının 21 Martı, 22’ye bağlayan gecede “Beynimi, yüreğimi ve bedenimi 8 Mart’tan 21 Mart’a ulaşan ‘ateşten bir köprü yapmak istiyorum’” diyerek bedenini ateşe verdi.
 
Loş ışık altında ders çalışarak üniversiteyi kazandı
 
Sema Yüce (Serhildan-Leyla) 1971 yılında Ağrı’nın Tutak ilçesi Aşağı Kargalı köyünde doğdu. Ağrı isyanında yer alan ailesinin direniş geleneğinden beslenen Sema, henüz çok küçükken dedesinin ona “Leyla Qasım” diye hitap etmesi onu derin bir sorgulamaya götürmüştü. İlköğretim ve lise eğitimini Ağrı’da tamamlayan Sema’nın, okuldaki başarısı ve arkadaşlarıyla olan sıcak bağı derslerine de yansıyordu. Sema, azmiyle 1989’da ODTÜ Sosyoloji Bölümü’nü kazanmayı başardı.
 
Yüzünü dağlara döndü
 
Kürdistan’ın dört bir yanından “Toprağa gömdük, üzerini de betonla kapattık” politikaları Sema’yı Sosyoloji 3’üncü sınıf öğrencisiyken sıradan bir yaşamı reddetmesine götürdü. Sema Ankara'da yurtsever öğrencilerle tanıştı ve YCK gençlik çalışmalarında yer aldı. 1991 yılında üniversiteyi bırakarak PKK'ye katıldı. İlk çalışma sahası Mardin bölgesiydi. Daha sonra Bekaa Vadisi'ne PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın yanına gitti. Burada bir süre eğitim gördü ve kısa bir süre sonra Serhat bölgesinde çalışmalara başladı. Ancak Kürtlerin yüz yıllardır baş edemediği ihanet Sema’nın da peşini bırakmamıştı. 1992 tarihinde doğup büyüdüğü kenttin ihanetine maruz kaldı.  Ağrı’da yapılan bir ihbar sonucu gözaltına alınarak tutuklanan Sema, buna rağmen kararlığından vazgeçmedi. Sema, davasının 2’inci duruşmasında 22 yıl ağır hapis cezasına çarpıtıldı.
 
İhanet çizgisini karşı bedenini ateşe verdi
 
Önce Nevşehir, ardından Çanakkale Cezaevi’ne sürgün edilen Sema, tutukluluğunun 6’ıncı yılında tutsak olduğu Çanakkale Cezaevi’nde ihanete ve devletin savaş politikalarına karşı 21 Mart 1998’de bedenini ateşe vererek cevap verdi. Ağır yaralı olarak kaldırıldığı İstanbul Cerrahi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 17 Haziran’da 84 günlük yaşam mücadelesinin ardından yaşamını yitirdi.
 
‘Ekmeğini arkadaşlarıyla paylaşırdı’
 
Ağrı’nın Tutak İlçesine bağlı Aşağı Kargalı köyünün çıkışında iki gözlü toprak evde “Sema’ya söz verdim. Ben köyü bırakmayacağım” sözü üzerine ağır sağlık sorunları ve ilerleyen yaşına rağmen tek başına kalan Zennure Yüce kapıda bizi karşılıyor. Geçirdiği beyin kanaması nedeniyle konuşmakta zorlansa da söz konusu kızı Sema olduğunda konuşmaya başlayan Zennure’nin dilinde sözler bir bir dökülüveriyor. Zennure,“Sema’yı dedesi  ‘leyla Qasım’ diye çağırırdı. Duruşu, oturuşu diğer çocuklarımdan farklıydı. Öğrenci olmasından kaynaklı sadece yaz aylarında köye gelirdi. Sakin biriydi. Çocukken  çok atılgandı. Bir ekmeği olsa arkadaşlarıyla paylaşırdı” diyor.
 
Sema’nın terliklerine sarılarak onu anlatıyor Zennure…
 
Sohbetinin her bir sözünde Sema’dan güzel ve anlamlı sözlerle bahseden Zennure, Sema’nın odasına doğru yöneliyor. Zennure, öncelikle bize Sema’nın defterlerini, ders çalışma kitaplarının arasına yerleştirdiği çiçeklerini göstererek anlatıyor kızını. “Kızımla gurur duyuyorum. Son nefesime kadar onun mücadelesine bağlı kalacağım” diyor. Daha sonra Türkiye siyaseti üzerine konuşmasını sürdüren Zennure, Sema’nın cezaevindeyken kullandığı terliklerini gösteriyor. Terlikler oldukça eskimiş ve yanları yırtılmış. Zennure terlikleri alarak kocaman sarılıyor.
 
‘Eskiden liderlerin bir adabı, bir ahlakı vardı’
 
Sınır ötesi operasyon karşısında tekrar tekrar savaş politikalarını dayatan iktidara öfkeli olan Zennure, iktidarla birlikte hareket eden KDP’yi ve Barzani’nin tutumuna da değinmeden geçmiyor. Zennure Barzani için,  “Kobanê savaşından bu yana Barzani ihanetini sürdürüyor. Eskiden iletişim yoktu. Teknoloji çok gelişkin değildi. Ama bir ahlakı adabı vardı. Bir büyük bir söz söylediğinde binlerce kişi bunu dinlerdi. Yanlışta olsa bunu kurcalamazlardı. Çünkü televizyon, iletişim ağı o kadar gelişkin değildi. Bundan dolayı Kürtleri kendi baskısı altında bir arada tutmaya çalışıyordu. Bizler kandırıldığımızı bilmiyorduk. Mesut Barzani’de tarih biliyor ki İngiliz ajanıdır. Yıllardır da ajanlık yapıyor” dedi.  
 
‘Bir lidere yakışıyor mu?
 
KDP ve Türkiye’nin sınır ötesi operasyonuna dikkat çeken Zennure, “Çözüm süreci” döneminde Barzani ve sanatçı Şıvan Erdoğan’ın çağrısıyla Diyarbakır’a gelerek sahneye çıktıklarını kaydetti. Zennure, “Hepimiz çok sevindik. Artık bir barışın sağlanacağını umut ettik. Bir takım gösterilerle şaklabanlık yaptılar. Bu durumla kendini büyütüyordu. Yani bu Kürtlerin bir lideri ve dünya liderlerinde de böyle başka ülkelerin şaklabanlıklarını yapmaz. Bir lidere bu yakışmaz. Barzani ve peşmergeleri DAİŞ saldırılarında Kobanê’den kaçıp gittiler. Babası 50 yıldır Kürdistan’ı kurmuş. Neçirvan Barzani bir litre mazot için hemen başka bir liderin dizlerine kapanıyor. Bu davranışlar bir lidere yakışıyor mu?” sözleriyle tepki gösterdi.
 
‘Dağlar, ovalar kadınların emeğiyle dolu’
 
Zennure, tarih boyunca Kürt halkının kadim olduğunu dile getirerek, “Tarihte de bu böyle Kürtler hiçbir halktan daha küçük değil, toprakları büyük, ismi büyüktür. Gerillaları büyüktür. Kürtler bir devlettir. Yalnız sahipsizdir. Cizre de serhildanlar yükseldiğinde Kürtler iradeleşti. Kürtler güçlüdür, haysiyetlidir.  Ova, dağlar tamamen Kürt kadının emeğiyle dolu” şeklinde konuştu.
 
‘Tecridin kalkması için ulusal birlik şart’
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kalkması için ulusal birliğin oluşması gerektiğini vurgulayan Zennure, “ Tüm Kürt halkının birlikte tecridi ret etmeleri gerekiyor. Bunun için büyük bir serhıldan gerekiyor. Yoksa tecrit hepimizin üzerinde ağırlaşarak devam edecek” dedi.
 
Sohbetin ardından Sema’nın mezarlığını ziyaret etmek isteme talebimize karşı Zennure, temkinli bir şekilde “Yok başka zamana çünkü ihbar ediyorlar sizin başınız belaya girmesin” diyor. Daha sonra Zennure, PKK Lideri Abdullah Öcalan için yazdığı şiiriyle bizi uğurluyor.
 
“Min go Xelfeti text u paye ye
 
 Kurdekî hêja tê de dijî
 
 Navê wî Evdilla ye
 
 Ev serokê Kurda ye
 
 Şêx Said dersa da ye wî
 
 Seid Riza mora xwe lê da
 
  Ew dîroka Kurda ye.”