‘İklim krizinin yaşandığı bu süreçte sessiz kalmayacağız’

  • 18:19 8 Nisan 2024
  • Ekoloji
AMED – Amed Emek ve Demokrasi Platformu ile Amed Sağlık Platformu, Hezro’ya bağlı Dedaş köyünde petrol boru hattının patlaması sonucu oluşan doğa tahribatına ilişkin yaptığı açıklamada, bir an önce önlem alınması gerektiğini vurgularken, canlı yaşamın tehlikede olduğuna dikkat çekti. 
 
Amed Emek ve Demokrasi Platformu ile Amed Sağlık Platformu, Amed'in Hazro ilçesine bağlı Dadaş köyünde gerçekleştirilen kazı çalışması sırasında petrol boru hattının patlaması ve bunun sonucunda ortaya çıkan doğa tahribatları hakkında İnşaat Mühendisleri Odası'nda bir basın toplantısı düzenledi.
 
Toplantıda ilk olarak konuşan Tabipler Odası Amed Şube Başkanı Elif Turan, yaşanan petrol felaketinin tahribatlarına değindi.
 
‘Sessizlik sürecin mağduriyetini artıracak’
 
Daha sonra söz alan Çevre Mühendisleri Odası Amed Şube Başkanı Nujiyan Yıldırım, Amed'in Hezro ilçesine bağlı Dadaş köyünde, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ve Güney Yıldızı Petrol, Üretim, Sondaj, Müteahhitlik ve Ticaret A.Ş'ye ait olduğunu harici olarak öğrendikleri petrol boru hattında, müdahale sonucu yüksek miktarda sızıntı olduğunu ve bir çevre felaketi yaşandığını belirtti.  Nujiyan, petrol borusunun delinmesi ile ham petrolün, yakınındaki Uzun Çay'a ve oradan da 30 bin hektar tarım arazisinin sulanmasında kullanılan Başlar Barajı'na aktığını gözlemlendiğini kaydetti.
 
‘Canlılar için ciddi tehlike’
 
Ham petrolün, hem tarım arazilerine hem de tarım arazilerinin sulanması için kullanılan baraja akmasının, çevredeki tüm canlılar için ciddi bir tehlike oluşturduğunu vurgulayan Nujiyan. "Dere içerisindeki canlı yaşamını doğrudan olumsuz yönde etkilemiş, biyoçeşitliliği, faunayı dolayısıyla ekosistemi tümüyle bozmuştur. Petrol, su üzerinde ilk olarak yüzeyi kapladığı için ışığın ve havanın suyun alt katmanlarına geçişini engelleyerek ötrofikasyona neden olur. Bu da sudaki çözünmüş oksijen miktarını azaltarak uzun vadede su ekosisteminin ölümüne neden olur. Petrol, kompleks yapısında barındırdığı benzen, toluen, etilbenzen ve birçok heterosiklik ve polisiklik bileşen ile toksik etki yapar ve su ile temasıyla klor ile birleşme sonrası daha zehirleyici etkileri olur. Yapısındaki bu toksik bileşenler, uzun vadede bulanık görme, baş ağrıları, burun kanamaları, kulak enfeksiyonları, astım, bronşit, pnömoni gibi solunum problemleri, verem risklerinde artış, düşük doğum oranlarında artış, çocuklarda beslenme bozuklukları ve erken ölümler, karaciğer-böbrek ve kemik iliği hasarları, deri döküntüleri ve mantarları gibi birçok sağlık sorununu ortaya çıkarmaktadır. 
 
Halk ihtiyaçlarını gideremiyor
 
Ayrışmış, çözünmüş ve kısmen bozulmuş petrol ürünleri içerisinde aktif kanserojen etkileri olan yükseltgenme ürünleri barındırdığından dudak, mide, karaciğer, pankreas, bağ dokusu, göz, beyin ve kan kanseri başta olmak üzere birçok kanserin görülme riskinde artışa sebep olmaktadır. Bu bölgede tarım ve hayvancılıkla geçinen yerel halk, çevreye bulaşan petrol sızıntısından kaynaklı hayvanlarının ihtiyaçlarını giderememektedir. Otlatma, içme suyu ihtiyaçlarını gideremediklerinden bitkisel ve hayvansal üretim konusunda ciddi zarar görmektedir. Ayrıca çay içerisinde bulunan 3 içme suyu kuyusundan su ihtiyaçlarını karşılayan köylüler, mevcut durumdan sızıntı olabileceği şüphesi ile bu kuyulardan faydalanmamaktadırlar. Ücret karşılığında tankerlerle içme suyu ihtiyaçlarını karşılamak zorunda kalmışlardır.
 
Sağlık açısından ciddi tahribatlara yol açacak
 
3 bine yakın insanı ve 30 bin hektar tarım arazisini olumsuz etkileyen bu çevre felaketi, ekosistem ve ekolojik yaşamı altüst etmekte, toplumsal sağlık açısından ciddi tahribatlara yol açmaktadır. Ekinlerin sulanmaması, hayvanların içme suyunu temin edememesi, köy ve mahallelerin geçim kaynağını doğrudan vurmaktadır. Buna rağmen ilgili kurumların bu konuya dair sessizliği, sürecin mağduriyetini artırmaktadır. Petrolün doğada bıraktığı tahribat süresi 200 ile 500 yıl arasındadır. Asıl büyük tahribatlar, önümüzdeki yıllarda kendini gösterecektir. Resmi kurumların bu durum karşısındaki kayıtsız ve ciddiyetsiz tutumları, bölgede başta halk sağlığı olmak üzere ekonomik ve çevresel tahribatların boyutunu ve etkisini artıracaktır."
 
‘Doğa tahribatlarına izin vermeyeceğiz’
 
Son 5 yılda Amed'de 200'den fazla petrol arama ve çıkarma sahası ilan edildiğini ve bu petrol sahalarının Amed'in tarım arazileri üzerine kurulduğunu, yani son 5 yılda Amed'in 35 bin hektar tarımsal alanının yok olduğunu ifade eden Nujiyan, ayrıca kamuoyuna yansıdığı üzere Silvan'daki petrol kuyusunda da bir patlama sonucu 1 işçinin yaşamını yitirdiğini, bir işçinin ise ağır yaralandığını söyledi. Nujiyan, "Bizler, emek, meslek ve halk örgütleri olarak; iklim krizinin yaşandığı bu süreçte temiz su kaynaklarımızın, tarım arazilerimizin ranta kurban edilmesine izin vermeyeceğiz. Bu doğa tahribatlarına karşı hukuki süreçleri başlatmış bulunmaktayız" dedi.
 
‘Görevlerinizi yerine getirin’
 
Son olarak Nujiyan, tüm bu yaşananlar karşısında 10 gündür etkin önlemleri almayan ilgili kurumlar olan İl Sağlık Müdürlüğü, Tarım İl Müdürlüğü, Amed Büyükşehir Belediyesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığını görevlerini yapmaya çağırdıklarını ve görevlerini yapmayarak halk sağlığını tehlikeye atan yetkililerin bu tutumlarına karşı suç duyurusunda bulunacaklarını, durumun takipçisi olacaklarını söyledi.