‘Çözüm masasına dönme zamanı’

  • 09:01 11 Şubat 2024
  • Güncel
 
Elfazi Toral
 
İSTANBUL - PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın İmralı’daki duruşu ile uluslararası komployu boşa çıkardığını ancak tamamen bitmesi için kesintisin mücadele vurgusu yapan siyasetçi Nursel Aydoğan, “Yılmadan, usanmadan, büyük bir kararlılıkla başarmaya ve kazanmaya olan inançla kesintisiz mücadeleye devam etmek gerekir. Şimdi tekrar çözüm masasına dönme zamanı. Bu masaya ne zaman oturulacağını Kürt halkı, dostları, çözüm ve barış isteyenlerin mücadelesi belirleyecektir. O zamana kadar hep birlikte mücadeleye devam” dedi.
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan, 15 Şubat 1999 tarihinde uluslararası komplo ile Türkiye’ye getirildi. O günden bu yana İmralı Adası’nda ağırlaştırılmış tecrit altında tutulan PKK Lideri’nden 35 aydır da hiçbir haber alınamıyor. Ağırlaştırılmış tecridin son bulması ve Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması için 10 Ekim 2023 tarihinde dünya genelinde 74 merkezde yapılan eş zamanlı açıklamalarla, “Abdullah Öcalan’a özgürlük, Kürt sorununa çözüm” kampanyasının startı verildi. Tüm dünyaya yayılan kampanya kapsamında Türkiye ve Kurdistan’da da kesintisiz eylem, etkinlik ve yürüyüşler sürüyor. Cezaevlerindeki siyasi tutsaklar da 27 Kasım 2023’te açlık grevi eylemlerine başladı. Yine tutsak yakınları da aynı taleplerle Adalet Nöbeti eylemlerine başladı.
 
Dünya halklarının talebi fiziki özgürlük
 
Kürt halkı ve dostları, destek için Avrupa Almanya'nın Köln, Fransa'nın Paris, İngiltere'nin Londra ve İsviçre'nin Basel kentinde eş zamanlı olarak 3 günlük açlık grevi eylemi gerçekleştirdi. Yine aynı taleple Kürt ve enternasyonalist gençler, 17 Ocak’ta PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması için “Rêwîtiya Azadî (Özgürlük Yolculuğu)” eylemi başlattıklarını duyurdu. “Abdullah Öcalan’a özgürlük, Kürt sorununa siyasi çözüm” kampanyası kapsamında “Rêwîtiya Azadî” eyleminin ikincisi, 9 Şubat günü Almanya’nın Mannheim kentinde başladı. Eylem, 16 Şubat’ta Fransa’nın Strasbourg kentinde Abdullah Öcalan için gerçekleşecek olan konferans ile son bulacak. Aynı taleple Kurdistan kentlerinde startı verilen “Büyük Özgürlük Yürüyüşü” 15 Şubat’ta Riha'nın Amara Köyü’nde sonlandıracak.
 
Abdullah Öcalan’a yönelik komploda uluslararası güçlerin rolü  ve başlatılan kampanyaya ilişkin siyasetçi Nursel Aydoğan, JINNEWS’in sorularını yanıtladı.
*PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik komploda uluslararası güçlerin amacını nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Bilindiği gibi Sayın Abdullah Öcalan 9 Ekim 1998 tarihinde uluslararası bir komplo ile Şam’dan zorla çıkartıldı. O zaman dağ ve Avrupa seçeneklerinden, Kürt sorununun demokratik çözümünün önünü açmak ve zorlamak için Avrupa’ya gitme kararı almasına rağmen Avrupa’da tüm kapıların kapanması sonucu aynı güçler 15 Şubat’ta Türkiye’ye getirerek, Osmanlı’dan bu yana kendilerince en sakıncalı gördükleri tutuklular için hazırladıkları İmralı Cezaevi’ne koydular. Uluslararası güçlerin böylesi kapsamlı bir operasyonla Sayın Öcalan’ı İmralı’ya getirmelerinin elbette ki çok önemli bir nedeni var. Başını ABD’nin çektiği İngiltere ve İsrail’in de yer aldığı komplocu güçler Orta Doğu’yu kendi çıkarları doğrultusunda yeniden dizayn etmek, Yeni Dünya Düzeni kurmak istiyorlardı. Bunun için Büyük Orta Doğu Projesi geliştirdiler.
 
Tek engel Abdullah Öcalan’dı!
 
Engel olarak gördükleri bir kişi vardı, o da Abdullah Öcalan’dı. Bu nedenle Sayın Öcalan’ı Suriye’den çıkartmakla başladılar. Aslında bu aynı zamanda YDD’yi Orta Doğu’da geliştirmek için 3’üncü Dünya Savaşı’nın da başlangıcıydı. Nitekim Sayın Öcalan’ın uzun yıllardır üzerinde durduğu 3’üncü Dünya Savaşı’nın merkezi Orta Doğu’dur. Ve Kürt halkı da kilit noktadadır. Sayın Öcalan İmralı’da yaptığı bir değerlendirmede, “BOP ve 3’üncü Dünya Savaşı’nın ilk operasyonunu bana yaptılar. Ben Orta Doğu’da oyunu bozan bir aktör olduğum için aslında bana müdahale edildi” tespitinde bulunmuştur.
 
*Uluslararası güçler Abdullah Öcalan’ı neden Türkiye’ye teslim etti ve Türkiye’nin komplodaki rolü neydi sizce?
 
Aslında Sayın Öcalan’ı Türkiye’ye teslim ettiklerinde bir Türk-Kürt çatışmasının çıkmasını hedeflediler. Koşullar buna uygundu. Eğer gerçekleşseydi Türkiye’yi bir iç savaşa sürükleyeceklerdi. İç savaş ortamında Öcalan’ı imha etmeyi planladılar. Fakat Sayın Öcalan’ın müdahalesiyle bu plan boşa çıkarıldı. Ama bu plan, dönemin Ecevit iktidarı tarafından bile anlaşılmamış olmalı ki Ecevit, “Abdullah Öcalan’ı neden Türkiye’ye getirdiler anlamadık” demişti. Buradan da anlaşılacağı gibi Türkiye’ye hiçbir rol verilmemişti komplo sürecinde.
 
*Uluslararası komplo 25’inci yılını geride bıraktı. Sizce uluslararası güçler amacına ulaştı mı?
 
Komployu düzenleyen başta ABD olmak üzere uluslararası güçlerin başarıya ulaştığı söylenemez. Öncelikle Sayın Öcalan’ın imhasını planladılar. Ama Kürt halkının ve dostlarının büyük sahiplenmesi sonucu bu planlarından vazgeçtiler. İdam cezası vardı o dönem Türkiye’de. İdam cezasını kaldırdılar ama onun yerine zamana yayılmış bir idam olan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını getirdiler. Fakat Sayın Öcalan İmralı’da ağır tecrit koşullarında Demokratik Ulus, Demokratik Konfederalizm Paradigması’nı geliştirerek uluslararası güçlerin, tecrit politikasıyla zihinsel, düşünsel, psikolojik olarak yok etme planlarını boşa çıkardı. Ayrıca Abdullah Öcalan’ın imhasını sağlayarak, önderliksiz kalan PKK’yi bitirmek önemli amaçlardan biriydi. Ancak bu konuda da PKK’nin varlığını sürdürmesinden sonuç alamadıklarını söylemek gerekiyor.
 
*Kurdistan, Türkiye ve dünyanın dört bir yanında komploya tepkiler yağdı. Komplo sürecinde Avrupa’da ne tür eylemler düzenlendiğini anlatabilir misiniz?
 
Avrupa’da yaşayan Kürt halkı ve dostlarının ne kadar eylem yaptığı ve yaptığı eylemlerle süreci nasıl etkilediği hepimizin hafızasındadır. Avrupa’daki en kitlesel eylemler o dönemde yapıldı. Komploya karşı kendini yakan yurttaşlar oldu ki bu dünyadaki ilklerden biridir. Sayın Öcalan’ın İtalya’da, Roma’da kaldığı 2 ay boyunca Avrupa’nın bütün ülkelerinden binlerce insan Roma’ya giderek sahiplendiklerini tüm dünyaya gösterdi. Şunun özellikle altını çizmek isterim. Türkiye’de ve Avrupa’da Kürt halkı ve dostlarının bu kadar büyük sahiplenmesi olmasaydı Sayın Öcalan’ın imhasını gerçekleştirirlerdi. Öylesine bir sahiplenme oldu ki, dönemin ABD Dışişleri Bakanı, “Bu kadarını beklemiyorduk” demişti.
 
*Komploya karşı dünden bugüne nasıl bir mücadele hattı örüldü?
 
Sayın Öcalan’ın zorla Suriye’den çıkarılarak 15 Şubat’ta Türkiye’ye getirilmesinden bugüne tam 26 yıldır Kürt halkının giderek genişleyen dost çevreleriyle birlikte mücadelesi sürüyor. Ama bu mücadelenin yeterli olduğunu söylemek doğru olmaz. Çünkü etkili bir mücadele yürütülebilseydi İmralı’da tecrit devam etmez, özgürlüğü sağlanırdı. Nasıl ki 1999’da yürütülen mücadele ile Sayın Öcalan’ın idamı, imhası engellendiyse bugün tecrit de engellenebilir. Bu nedenle yılmadan, usanmadan, büyük bir kararlılıkla başarmaya ve kazanmaya olan inançla kesintisiz mücadeleye devam etmek gerekir.
 
*Uluslararası komplo devam ediyor mu sizce? Bunda Avrupa ülkelerinin rolü nedir?
 
Uluslararası komplo, Sayın Öcalan tarafından boşa çıkarılmış olsa da bitmedi. Tecrit, çözümsüzlük ve Rojava’ya yönelik saldırılarla devam ediyor. Ne zaman ki tecrit kalkar, Kürt sorunu çözülür ve Sayın Öcalan özgür olursa komplonun bittiğinden söz edebiliriz. Sayın Öcalan’ın Türkiye’ye getirilişinin ikinci gününde CPT’den yetkililerin İmralı Adası’na gidip, “Bundan sonra bu cezaevi ve sizinle, CPT olarak biz ilgileneceğiz” demesi Avrupa ülkelerinin rolünü anlamaya yeter de artar bile. Komploda Avrupa ülkeleri de Sayın Öcalan’a siyasi sığınma hakkı vermeyerek yer aldı ve CPT, AİHM gibi Avrupa Konseyi kurumları tecrit ve özgürlük konularında siyasi kararlar vererek ve yaptırım güçlerini kullanmayarak komplonun sürdürülmesine yardımcı oluyor.
 
*Abdullah Öcalan tutsak olmasaydı, Orta Doğu’daki etkisi nasıl olurdu?
 
Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü sadece Kürt Halkı için değil, bütün Orta Doğu halklarının sorunlarına çözüm olabilecek Demokratik Ulus, Demokratik Konfederalizm Paradigması’nın yaşam bulması demektir. Bu da Orta Doğu sorunlarının çözümü ve halkların hep birlikte eşit ve özgür yaşaması, kadınların özgürlüğü, yoksulluğun ortadan kalkması ve yaşamın güzelleşmesi, iyileşmesi demektir ki bundan daha güzel bir etki olabilir mi?
 
*Küresel çapta başlatılan “Abdullah Öcalan’a özgürlük Kürt sorununa siyasi çözüm” kampanyası kapsamında gerçekleştirilen eylem, etkinlik ve mücadeleyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
“Abdullah Öcalan’a özgürlük Kürt sorununa siyasi çözüm” şiarıyla küresel çapta başlatılan yeni eylemlilik sürecinin kampanya değil de hamle olarak tanımlanmasının bir anlamı vardır. Çünkü her kampanyanın bir süresi vardır. Ama hamlenin bir süresi yoktur. Hamle, sonuç alıncaya kadar eylemlilik sürecinin devam etmesi demektir. Öcalan’a Özgürlük İnsiyatifi tarafından Strasbourg ve dünyanın 74 ülkesinde 10 Ekim 2023 tarihinde başlatılan “Abdullah öcalan’a özgürlük, Kürt sorununa siyasi çözüm” hamlesi, başta Türkiye ve Avrupa olmak üzere çok çeşitli eylem ve etkinliklerle devam ediyor. Tabii ki bunların en etkilisi 27 Kasım 2023’te 104 cezaevinde başlatılan ve 15 Şubat’a kadar devam edecek olan açlık grevleri ve hemen ardından annelerin ve tutuklu yakınlarının başlattığı Adalet Nöbet’leridir.1 Şubat’ta başlatılan Büyük Özgürlük Yürüyüşü de bu sürece damga vuracak eylemlerden biri. Yine Büyük İmralı Yürüyüşü de bu kapsamda önemli bir eylemdi. Aynı şekilde Avrupa ve Kuzey Doğu Suriye’de de hamle kapsamında önemli eylemlilikler yapılıyor. Eğer bu sahiplenme kitleselleşerek devam ederse sonuç alabiliriz. Zira halkın gücünün üzerinde başka bir güç yoktur.
 
*Yürüttüğünüz mücadele kapsamında talepleriniz nedir?
 
Öncelikle bir insanlık suçu olan tecrit ortadan kaldırılmalı. Kendine insanım diyen hiç kimse tecrit işkencesinin yaşanmasına evet diyemez, dememelidir. Kürt sorunu gelinen nokta itibariyle siyasal, demokratik yöntemlerle çözülmek zorundadır. Kürt halkı bu sorunun çözümünde Sayın Öcalan’ı muhatap olarak görmekte ve bunu en yüksek sesle dillendirmektedir. Bu nedenle çözüm için muhatap alınacak olan Abdullah Öcalan’dır. Ama 2013-2015 arasında gerçekleşen demokratik çözüm ve barış sürecinde deneyimlendiği üzere Sayın Öcalan’ın tutsaklık koşullarında süreç bitirildi ve sorun çözülemedi. Bu nedenle çözüm sürecinin başarısı Sayın Öcalan’ın özgür koşullarda bu süreci yürütmesidir. Bu nedenle “Abdullah Öcalan’a özgürlük, Kürt sorununa siyasi çözüm” diyoruz. Sayın Öcalan 25 yıldır tutsak. Avrupa Konseyi kararlarına göre bir kişi umut hakkı olmadan 25 yıldan fazla cezaevinde tutulamaz. Bu nedenle de artık özgür olması gerekiyor. Türkiye’nin bu konuda yasal düzenleme yapması gerekiyor. Bunun için de mücadele yürütüyoruz.
 
*Komplonun 26’ncı yılında çağrı ve mesajınız nedir?
 
Orta Doğu merkezli 3’üncü Dünya Savaşı’nın başladığı ve devam ettiği bir süreçten geçiyoruz. Bu süreç kendi içinde pek çok tehlike barındırıyor. Bir kere bu durumun iyi anlaşılması gerekiyor. Sayın Öcalan tezleriyle Kürt sorunu ve Orta Doğu’da yaşanan sorunlara yönelik çözümü ortaya koymakta ve görüşleri bu anlamda uluslararası çevrelerde kabul görmektedir. Hassas gelişmelerin yaşandığı bir dönemde Kürt sorununun Sayın Öcalan’ın muhataplığı ile çözülmesi oldukça önemlidir. Bu nedenle Türkiye halkları olarak, Demokratik Cumhuriyet’te, hep birlikte eşit ve özgür bir yaşam için barışın ve çözümün adresinin İmralı olduğu gerçeğini görerek, “Öcalan’a özgürlük, Kürt sorununa siyasi çözüm” talebimizi yükseltmeye devam edelim.
 
Çözüme kadar mücadeleye devam!
 
Devletin de çözüm dışında başka bir seçeneği kalmadı. Çözüm sürecinin bitirildiği 2015 yılından beri, tam 8 yıldır Kürt sorununu bitirmek için denemediği yol ve yöntem kalmamıştır. Şimdi tekrar çözüm masasına dönme zamanı. Bu masaya ne zaman oturulacağını Kürt halkı, dostları, çözüm ve barış isteyenlerin mücadelesi belirleyecektir. O zamana kadar hep birlikte mücadeleye devam.
 

Etiketler:

Okumadan geçme!